http://ussuahkam.blogcu.com
Başlığı kurt yedi,kurdun karnını deşmeye ormancı gelmedi, sus payı diye kırmızıdan kırmızı bir elma verildi. Gratel akıllanmıştı, ortalıkta kırıntı bırakmadı, misafirlerin gözüne girdi, ayağına cam papuç verildi. Davul zurna bir ki üç'tü, kımıldaması çok güçtü. O da kımıldamadı. Kaldı. O oldu işte.
öğrenilen geçmiş zamanın hikayesi
![]()
21-03-2007 tarihinde aramıza katılmış. anakara şehrinde yaşıyor. Kendisi 98 yaşında.
Kendini Şöyle Anlatıyor
/Cicianne, mutluluk nasıl bir şey?
Bunu anlamaya çalışıyorum.
Ders içinde oyun çalışıyoruz. Bakıyorum, oyun kişilerinin hiçbiri mutlu değil, mutsuz da değil. Onlar kitabın sayfaları içinde zamanlardır konuşuyorlar. Biz konuşamıyoruz. Acaba biz mi konuşamıyoruz, yoksa her konuşmamız aslında onların bizden önce yaptığı konuşmalar olduğu için, konuşma denilen şey hiç yok mu? Anlayamıyorum cicianne./
/ Üftâde yavrum, senin de dediğin gibi o kişiler kağıt üzerinden geliyorlar; senin, benim gibi gerçek değiller. Gerçeğe yakınlar, ama hep bu yakınlıkta kalmaya mahkûmlar. Asla gerçek olamazlar. Çünkü eğer onlar gerçek olursa, senin, benim gibiler gerçek olamaz. Bizim gerçek olmamız için, onlar gerçek olmamalılar. Bilmem anlatabildim mi? /
[...]
/ Cicianne, derslerde alt metin diye bir şey öğrettiler bana. Pek güzel bir şey bu. Aslında hiçbir okuduğun şey, o okuduğun şey değil.. Yani asıl anlattığı, senin anladığından daha farklı. Aslında galiba insanların konuştuğu konular, konuşmak istedikleri konular değil. Asıl konuşulmak istenen şey suskularda gizli. /
(özen yula)
***************************************************
*********************************
Nisan 4, 2007 - neden üssü ahkam ya da ahkam üssü ya da us su ahkam? diye sorana =)
Kategori: us_su_ahkam...
akşam üstü. otobüsteyim. eve dönüyorum.
"akşam üstü" dilimde, iç sesimle dönüp duruyor.
"aşk" a kadar yolu çıkabilen bir kelime oyununa dönüyor.
muzipleşip gülüyorum bir an için.
herkes, bir diğeriyle göz göze gelmeme çabasında.
dikkatsiz-miş gibi davranmaya çalışıyoruz toplu birlik.
yanımızdakine önümüzdekine dikkat etmiyor-muşuz gibi yapıyoruz.
dikkat edersek çünkü ortak olmamız beklenebilir bizden.
acılarına sevinçlerine aklına takılan sorulara...
bunlar sorumluluk yükleyen şeyler.
biz ki anne baba olarak işçi öğrenci olarak işsiz aşık yalnız olarak
sıkıntılı mutlu evine ulaşmaya çalışan kişiler olarak
zaten en büyük sorumluluğu! taşıyoruz üstümüzde
bir de elalemle göz göze gelip, ne ortak olucam
;amaaan
sen de
işin mi yok allasen?-ci olarak toplu toplu taşınıyoruz bir akşam üstü.
direksiyonunda biz değiliz bu taşınmanın.
ego şoförü bizi yol eziyetinden saniye saniye azad ediyor.
"akşam" "ahkâm"a evriliyor.
son hecedeki hüzün yayılıyor içime.
"ahkâm üssü" oluyor. sonra heceleniyor:
"ah" "kâm" "üs" "sü"
sonra noktalamalar kalkıyor. ortaya en sevdiğim kelimelerden ikisi çıkıyor:
...us... su...
aman aman! ne de çok kapıya açılıyor bir tek "akşam üstü iç sesim"!!
sloganı bile buluyorum hemen:
bu karpuz çok kırmızı/ bölüşmek şart *
işte bu minval üzre/ buyrun ahkâm kesmeye!!
böyle işte...
her kelimede, onu bırak her hecede bir anlam...
gel de kesme ahkâm!!
sevgimle.
blog blog kucaklarım
*bedri rahmi::
bu karpuz çok kırmızı
bölüşmek şart
ışık adam sen de aldım verdim ben seni yendim ayfer tunç evvelotel gidecektim gitmiştin gule kırlangıçlar mango neden anlattın oruç aruoba oyalanmak hali sen gitmiştin yazma
| Hakkımızda | Üyelik Sözleşmesi | Gizlilik ve Güvenlik | Reklam? | İletişim |
| Üye blogların içeriğinden blog yazarları sorumludur. Şikayetler için tıklayınız. © 2008 Blogcu.com |